Sen daha iki gün önce twitterdan “rüyalarımda aşık olduğumu farkettim, dönsem sana” yazıyorsun başkası için, sonraki gün yine bana ümit vermeye çalışıyorsun ama yok. Bundan sonra yok. Sen beni tamamen kaybettin, seni ne kadar çok seversem seveyim bundan sonra senle olmayacağını biliyorum. Mutlu olamayız zaten biz, sen benim hakkımda bişeyler yaparken gözümün önünde başka bir kıza yazıyorsan, basit, olmaz.
Bende başladım yine ümite, sanki çok umrundaymışım gibi. Yapmaya çalıştığın şey çok açık, yine egon. Senin o zedelenemeyen egon. Her zamanki gibi yine başladın, ama bu sefer yok. Gerçekten yok. Ben senden gerçekten vazgeçtim. Eskiden laftaydı bu, hani vazgeçtim ya gelir, vazgeçince gelirmiş ya hani ama bu sefer gerçekten öyle değil. Büyüdüm mü, Arda senden daha mı değerli, Arda’ya aşık mı oldum bilmiyorum. Kakov’da belki işe yarar ama sanmıyorum.. Neyse kakov şimdilik gizli kalsın. Tek bildiğim sen beni kaybettin. Bu sefer gerçekten bittin.
Tam 9 gün sonra saat biri üç geçe facebook’tan “beklemedemisin?” diye bi mesaj geldi. O kadar önemsiz ve değersiz yazmış ki, “misin”i bile ayrı yazmamıştı. Sanki ona çıkma teklifi etmişim gibi, her gün daha fazla egosunu tatmin ediyodu üstümde. Bende “anlamadım?” dedim. Aslında anlamıştım ama bi’ sonraki mesajda belki bişey ekler de yazar diye sordum. “hala cevabımımı bekliyosun” dedi. Bu sefer soru işareti bile koymadı, mı’yı yine ayrı yazmadı. Zaten hep öyle yazar. Soru eklerini hep birleşik yazar, eskiden herkes’ide herkez diye yazmıştı bir keresinde, o zamanda o bahaneyle konuşmuştuk…
Her neyse, bende 9 gündür zaten ağlıyorum, sonunda hiç bişey olmayacağını olumsuz bi cevap alacağımı bile bile evet dedim. Evet biliyorum, cevap olumsuzdu ama hayır desem %0,0001’lik olan ihtimal içimde kalıcaktı. Zaten gurururum sikilmişti, egosu tamdı, yapıcak bişey yoktu. Evet dedim bende… Gelen mesajı hemen anında görebilmek için sayfayı ne kadar yenilediğimi hatırlamıyorum bile. 13 dakika sonra, “k.bakma arkadaş kalmamız en iyisi olucak bence.” idi gelen mesaj. Şaşırdım mı? Hayır. Ama o an yaşadığım hayal kırıklığını, üzüntüyü, ağlama duygusunu, ne kadar hıçkırdığımı hatırlamıyorum ama hala nefret etmiyodum ondan. Ne salakmışım. (hala)
Tam bir saat sonra hıçkırmalar ve üzüntü yaşadığım öküz boyutundaki hayal kırıklığı devam ederken “tamam” dedim. Onun gözünde onu sevdiği için değerli olan, aslında “s2nde” bile olmayan biriydim. Hala öyleyim bana sorarsanız, yaptıkları önemsiz. Zaten yaptıklarına anlam katmak bile istemiyorum artık, eskileri bile hatırlamak istemiyorum. Eğer ona göre çok normal olan şeylere siz “anı” adını koyarsanız orda kopuyor işte filmler. Orada bitiyorsunuz. Zaten artık anılarında bir anlamı kalmadı, hepsi fosil oldular…
Photo reblogged from büküland with 673 notes
ONLAR HEP YALNIZDI
Marilyn Monroe (Dünyanın Gördüğü En Seksi Kadın), yalnız bir şekilde ölü bulundu.
Elvis Presley (Rock’n Roll’un Kralı), yalnız bir şekilde ölü bulundu.
Kurt Cobain (Nirvana’nın Yıldızı), yalnız bir şekilde ölü bulundu.
Garry Moore (Gitarın Dahi Çocuğu), yalnız bir şekilde ölü bulundu.
Jim Morrison (The Doors’u The Doors Yapan Adam), yalnız bir şekilde ölü bulundu.
Amy Winheouse (Müziğin Esas Kızı), yalnız bir şekilde ölü bulundu.
Whitney Houston (Diva), yalnız bir şekilde ölü bulundu.
Source: likecrazyforlove
Photo reblogged from filmlerdeöyleolur with 36 notes
parmaklarını ısırasım gelir.
Source: filmlerdeoyleolur
Photo reblogged from Live. Laugh. Love. with 198 notes
Sam Shaw, The Seven Year Itch, 1954
Source: alwaysmarilynmonroe
Page 1 of 3